Terörle mücadelenin unutulmayan kahramanları polis özel harekat gazileri

Polis Özel Harekat gazileri, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde terör örgütlerine karşı verilen kahramanca mücadelelerde gazi olmanın gururunu ilk günkü gibi yaşıyor.

Kutsal saydığı vatan toprağı için, toplum huzur ve güvenliğini sağlamak adına canını vermeye hazır olan özel harekat gazileri, 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla duygularını AA muhabirine anlattı.

Şırnak’ın Cizre ilçesinde 2015’de terörle mücadelede iki bacağını kaybeden 54 yaşındaki Ömer Kula, kutsal saydığı vatan toprağı için canını vermeye her zaman hazır olduğunu söyledi.

Kula, “Bu vatan için iki bacağımı feda ettim. Mevzu bahis vatansa gerisi bizim için teferruattır. Vatanımız için her daim her görev hazırız. Önemli olan Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet daima muzaffer olmasıdır.” dedi.

“Vatan varsa biz varız”

27 Mart 2016’da “Çukur olayları” sırasında Mardin’in Nusaybin ilçesinde teröristlerle çıkan yakın alan çatışmasında yaralanan 53 yaşındaki Cengiz Gönültaş ise gazi olmanın gururunu yaşadığını dile getirdi.

Gönültaş, “Vatan varsa biz varız. Bayrağımız varsa, ezanımız susmuyorsa varız. Bizler bu ülke için gazi de oluruz, şehit de oluruz.” ifadelerini kullandı.

Vatani görevini en iyi şekilde yerine getirmek için gözünü kırpmadan ailesinden, sevdiklerinden kilometrelerce uzağa gitmeyi göze alan 60 yaşındaki Ahmet Özdemir ise 1991’de Muş’ta görev sırasında teröristlerle girilen çatışmada ağır yaralandığını ifade etti.

Özdemir, Tedavi gördüğü sırada düşündüğü tek şeyin görevine geri dönmek olduğunu anlatarak, “2004’te gazilikten emekli oldum. Vatanın birliği ve bütünlüğü için, bayrak için şu an aynı görev olsa yine yaparım. Vatandaşları huzur ve güven içinde görmek bana mutluluk veriyor.” şeklinde konuştu.

“Gazilik manevi bir duygu”

Diyarbakır’daki görevi sırasında “Gazi” ünvanını aldığını anlatan 46 yaşındaki Veli Oflaz da “Gazilik manevi bir duygu. Bu ülke için bir çok şehit verildi. Allah da bize gaziliği nasip etti. Bu ülke için her zaman kanımın son damlasına kadar savaşmaya da hazırım.” diye konuştu.

Vatan ve bayrak sevgisinin her şeyin üstünde olduğunu aktaran 33 yaşındaki Gazi Koray Tuncer de “Arkadaşlarımızla her zaman vatan, millet bayrak şuuruyla hareket ettim. Yaralandığım zaman bile o an tek aklımda olan bu ve arkadaşlarımın ne durumda olduğuydu kendimden önce onları düşünüyordum.” dedi.

Gaziliği, şehitlikten sonra en onurlu ve en şerefli rütbe olarak gördüğünü dile getiren 53 yaşındaki Veli Murat Taşlı da Türk milletinin varlığının her şeyin üzerinde olduğunu vurguladı. Taşlı, bu uğurda görev yaptıklarını ve her zaman yapmaya hazır olduklarını söyledi.

“Tek kaygımız vatanın bekası”

Vatan uğruna her zaman canlarını seve seve vereceklerini aktaran 57 yaşındaki Gazi Nesip Saz ise “1999’da Hakkari Yüksekova’da terör saldırısında gazi oldum. Vatanın bekası için gazi olduk, gerekirse canımızı bile veririz. Tek kaygımız vatanın bekası.” ifadesini kullandı.

Toplumun huzuru ve barışı için mücadele ettiklerini ve bundan dolayı gurur duyduklarını dile getiren 57 yaşındaki Gazi Aydın Şendere ise şöyle konuştu:

“2015’de Şırnak merkezde Çukur operasyonlarında yaralanarak gazi oldum. İnsanların mutlu ve huzurlu bir şekilde gezmesi bizi mutlu ediyor. Onların içinde gezerken bazı şeylere vesile olduğumuzu bilmek bize onur ve gurur veriyor.” ifadelerini kullandı.

“Herkese nasip olmaz”

Gazi ve şehitliğin yüce bir makam olduğunu ve herkese nasip olmayacağını aktaran 51 yaşındaki Halil Arı da “28 Şubat’ta Çukur olaylarında Mardin’in Nusaybin ilçesinde yaralandım, gazi oldum. Bizler bu vatan ve millet için her zaman seve seve gazi ve şehit olmaktan gurur duyarız.” dedi.

Gazilik sıfatını taşımaktan gurur duyduğunu belirten 50 yaşındaki Gazi Yavuz Aksu ise “2000’de Şırnak’ta gazi oldum, her zaman bu vatanın huzuru ve güvenliği için canımızı ortaya koyduk yine aynı durum olursa gözümüzü kırpmadan yine aynı şeyleri yaparız.” şeklinde konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x